Prof. Dr. Yüksel Ergün “Algılama Teknolojileri”

Prof. Dr. Yüksel Ergün “Algılama Teknolojileri”

Eskişehir Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Yüksel Ergün, Nova Okulları Fizik Sempozyumu’nda “Algılama Teknolojileri” hakkında sunum yaptı.

Algılama teknolojisinin yoğun matematik, fizik, bilgisayar programlama bilgisi gerektirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ergün “İnsanların beş temel ihtiyacı var. Fizyolojik, güvenlik, sosyal ihtiyaçlarla saygınlık ihtiyacı ve kendisini gerçekleştirme. Algılama teknolojilerinin uygulandığı çeşitli ürünler insanların temel ihtiyaçlarına hitap ediyor. Son iki, üç yıldır şeker hastaları için şekeri ölçen yeni cihazlar geliştirildi, sensörleri var. Bunlara para ödemek de bize düşüyor. Bir şeyi ölçemezseniz, geliştiremezsiniz. Yani algılayacaksınız” dedi.

İnsanların bir şeyi algılarken ışığı kullandıklarını dile getiren Prof. Dr. Yüksel Ergün maddeyle ışığın etkileşimini inceleyen disipline spektroskopi dendiğini belirterek “Spektroskopinin pek çok farklı türü var; ‘UV-Vis Absorpsiyon, atomik absorpsiyon, floresans, x-ray, raman, NMR (Nüclear Magnetik Resonans), foto emisyon. Bunları sadece ışıkla yapmıyorsunuz. Elektromanyetik spekturum çok önemli” diye konuştu.

ELEKTROMANYETİK SPEKTRUM

Prof. Dr. Yüksel Ergün elektromanyetik spektrumu şöyle detaylandırdı:

“Bir maddenin özelliklerini taşıyan en küçük parçası atomdur. Atomların özelliklerini çekirdeklerinin yapısı, yörünge elektronlarının sayısı ve dizilişleri belirler. Bir atom çekirdeğinin kararsız durumdan daha kararlı bir duruma geçerken elektromanyetik dalga veya parçacık şeklinde enerji yaymasına ışıma denir. Elektromanyetik dalgalar birer enine dalga olup, birbirine dik ve her ikisi de yayılma doğrultusuna dik elektrik ve manyetik alanlardan oluşturur, Aynı zamanda bu dalgalar enerji taşımakta ve boşlukta ışık hızıyla ilerler.

Elektromanyetik dalgaların frekansa ve dalga boyuna göre sınırlandırılmasıyla elektromanyetik spektrum elde edilir. Elektromanyetik dalgaların uzunlukları değişir. Genel olarak en uzun dalga boyları uzayın en soğuk, en karanlık bölgelerinden gelir. Daha kısa dalga boyları ise son derece enerjik olayları ölçer.”

‘IŞIĞIN BOYUTU NEREDEN BAKTIĞINIZLA İLGİLİ’

Prof. Dr. Yüksel Ergün, hangi bölgede çalışılacaksa, aradaki atomik mesafenin bilinmesi ve ona göre ışık gönderilmesi gerektiğini vurguladı. “Evreni ve dünyayı algılayacaksak ışığın boyutu nereden baktığınızla ilgili” diyen Prof. Dr. Ergün, Siyah Cisim Işımasını örnekler vererek anlattı.

Spektrofotometre hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ergül bir madde içerisinden geçen ışığın ne kadarının o madde tarafından geçirildiğini ölçmeye yarayan bir sistem olduğunu ifade etti. Bu şekilde o maddenin miktarının hesaplanabileceğini belirten Prof. Dr. Yüksel, “Spektrofotometreler kullandıkları ışık kaynağının dalga boyu aralığına göre UV-vable (ultraviyole ve görünür bölge) ve IR spektrofotometre (kızılötesi bölge) olarak iki ana kısma ayrılır” şeklinde konuştu.

Kırmızı Ötesi Işıma’yı anlatan Prof. Dr. Ergün “Kırmızı ötesi ışımanın enerjisi moleküldeki bağları bozmaya yetmez, elektronik uyarma da yapmaz, fakat atomların kütlelerine bağların gücüne ve molekül geometrisine uygun olarak bağların titreşme genliklerini artırır” dedi. Prof. Dr. Yüksel Ergün ışık kaynakları, piroelektrik dedektörler, fotoiletken dedektörler, termal dedektörler ve alınan spektrumun değerlendirilmesi gibi konularda teknik bilgi verdi.

UYGULAMALARA YÖNELİK ÖRNEKLER   

Uygulamalar hakkında örnekler veren Prof. Dr. Yüksel Ergün, “Havada metan gazı kritik bir ölçümdür ve her yerde yapılması gerekiyor. Ama yaygın kullanımı için bunu 5- 10 Euro’ya mal etmeniz gerekiyor. Gece karanlıkta görmeniz gerekiyor. Ukrayna ile Rusya savaşıyor. Ukrayna uçaklarında lazer ile hedef işaretleniyor. Uçaklar orayı bombalıyor. Lazeri Ruslar çözdü, Ukrayna gidip kendi hastanesini vurdu. Çok üzücü bir şey. Ukrayna savaşabilmek için Batı’dan silah desteği bekliyor. Kıbrıs Savaşı’nda ABD ambargo koyunca, Türkiye Aselsan’ı kurdu, çalışmaları başlattı. Etrafımızdaki hiçbir ülke demokrat değil, sınırlarınızı, kendinizi korumanız lazım.  2000’li yıllara kadar yapılan çalışmalar savunmaya yönelikti. Oldukça mesafe alındı. Günlük hayatta kullanılan pek çok şey savunma sanayi  ile keşfedilmiştir” dedi. .

Sempozyumun açılışında konuşan Nova Okulları kurucusu Canan Topsakal, dijital çağın insanlar üzerindeki etkisine ve Z kuşağına atıfta bulunarak “Aşırı duyarsızlaşmanın bir bedeli var. Biz eğitimciler aşırı duyarsızlaşmanın bedelini azaltmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilir bir dünya için bu gereklidir. Pandemi nedeniyle bilindiği gibi uzaktan eğitime geçildi. Bu yıl ise eğitim kesintiye uğramadan yüz yüze devam etti, ancak biz bu yıl eğitimciler olarak zorlandık. Öğrencilerimizi yaşama, iş hayatına hazırlayamıyorsak, eğitimci, öğretmen olarak görevimizi yapmamışız demektir. Öğrencilerimizin bilişsel  ve duygusal yönünü  de hayata hazırlamak zorundayız. Nova Okulları olarak bunu hayata geçirmek için ciddi bir çaba içerisindeyiz. Bugün konuğumuz olan bilim insanları içinde bulunduğumuz evrenin görüneninin ötesini anlatacaklar” şeklinde konuştu.